Yazı: Mine Madenoğlu

  

İstemek… Ne kadar derinliği olan bir kelimedir. Kültürden kültüre, görgüden inanca, bilgiden namusa bir ucundan değer. Burada bizim konumuz ise dilemek manasına daha yakın duran istemektir. İste olsunculardan, isteyenin bir yüzücülere, doymak bilmeyenlere, hiçbir şey istememişlere…

Dua içsel bir şey değil mi diye sorsam herkes hemfikirdir, peki istemek neden bu kadar dışsal algılanır?

Mutluluğu genellikle dışarıda aramaya alışkınızdır. Şu olsun mutlu olacağım, bu da olsun mutlu olacağım hele şu da olsun musmutlu olacağım. Ama bu biçimdeki mutluluk hep eksik kalır, hiçbir zaman araya o pekiştirici eki alıp dolu dolu tamı tamına mutlu olunmaz. Çünkü onun eksik yanı içeridedir. Onunla bütünleşmediği müddetçe pazarlık sonlanmaz.

Çok sevdiğim bir söz var, o kadar çok yerde ifade ettim ki, artık içimde anonimleşti. “Bilmediği duyguyu özleyemezmiş insan.” Peki bilmediği bir şeyi isteyebilir mi?

Çocuğum işe girsin, artık kendi parasını kazansın istiyorum. Ama onun umuru değil, genç işte, aklı havada… Tanıdık bir serzeniş değil mi? Çocuk buna ihtiyaç duyup böyle bir şey istemiyor. Çünkü para kazanmak, kendi parasını kazanmak nedir, nasıl bir duygudur, ne hissettirir? Bilmiyor ki. Sizin için bunun önemi ve değeri var. Ama onun için yok. Çünkü bunun kendi içinde bir karşılığı yok, tanımsız. Neden, nasıl istesin? Örneğin yaşı henüz küçükken, ona bunu deneyimlemesi için fırsat verdiniz mi? İnsanlar olarak birbirimizle iletişime geçmeden önce tanışıyoruz değil mi? Çocuk para ile temasa geçirilmediyse iletişim kurabilir mi sizce? Kurarsa da bu nasıl bir iletişim ve ilişki olur?

Kişisel gelişim alanında verilen bazı seminerler bolluk kavramına yöneliktir. Bazı insanlar nasıl daha çok parayı dışarıdan avuç içlerine alabilirler diye öğrenmek üzere gelir. Oysa para da dışarıda olan bir şey değildir. Bu nedenle, bu seminerlerin en başında öncelikle ellerine paralarından birini koymaları ve ona bakıp onunla ilgili düşüncelerini aktarmaları istenir. Kimi yabancı bir madde gibi bakar ona, kimi tiksinir, okşar kimisi gülümseyerek, bağırır kenara atar küçümseyerek. Peki bir saniye düşünün, siz sevilmediğiniz yere gitmek ister misiniz? Para neden gelsin?

İstemek… Hayır diyebilmekten sonra öğrenilmesi gereken en önemli kavramlardan biridir, doğru. Ama dıştan içe değil, içten dışa geldiğini bilmeliyiz.

O halde bu örneği genele yayalım. Belli başlı istenen konular: Para, iş, ruh eşi, sevgili, arkadaş, ev, araba, yazlık, motor, tekne, çocuk, evlenmek… Hiçbiri dışımızda değildir. Peki neredeler? Nereden isteyeceğiz? Ünlü komedyen Cem Yılmaz buna en güzel cevabı verir: İçimizde. Hislerinizin, isteklerinize yol, su, elektrik olması dileğimle.

İstemeden önce hissedin.

 

Sizin fikriniz nedir?